Kızılötesi İstanbul

Fotograf Sergisi
5 Haziran - 3 Temmuz 2010 
Fototrek, Beyoğlu

Fotografın ana ögesi ışıktır. Işık, uzayda sürekli hareket eden elektromanyetik dalgadır. Bu dalgaların boyu bazen 6,000 kilometre bazen 0,00005 nanometredir (1nm, 1 milimetrenin milyonda biridir). İnsan gözü ise sadece 400nm (mor) ile 700nm (kırmızı) dalga boyu arasındaki bölümü görebilir. Oysa ki 700nm’nin ötesine geçtiğimiz zaman (infrared) insanın çıplak gözle göremeyeceği detayları görmeye başlarız.

Bu projedeki tüm fotograflar, sadece kızılötesi ışınları dijital olarak algılayacak şekilde imal ettirdiğim özel bir fotograf makinesi ile “doğrudan” fotograf olarak çekildiler. Fotografların hiçbirinde photoshop manipülasyonu yapılmadı. Sadece renkli infrared fotografın, normal dalga boylarını (visible light) algılayan gözlerimiz tarafından görülebilmesi için ayarlamalar yapıldı.

Bu projeyi yapmamım sebebi; İstanbul’da doğmuş ve yıllarca burada yaşamış olsak dahi, hem İstanbul’un hiç "görmediğimiz" uç noktalarını gözlemlemek hem de İstanbul’un aslında aşikâr olduğumuz bazı sahnelerini kızılötesi ışınlarının vizörüme ve ruhuma yansıdığı şekli ile sunmaktır.

Sergide izleyeceğiniz tüm fotograflar “gerçektir”. Kurgu yoktur. Yalnız bence “gerçek” (hem fotograf sanatı hem de felsefi anlamda) sadece “kardaki ayak izleridir”. Bize ne olduğu hakkında bilgi verir ama gerisi zaman-varlık-nesne-doğa bağlamında sadece verilen yer ve zamandaki bir izlenimdir.

Aslında benim de fotograf sanatında izlemeye çalıştığım, işte bu “gerçekliğini hissettiğim” ayak izleridir. Bu aslında resimdeki İzlenimcilik ile de örtüşebilir. Zaten kızıl ötesi fotografın bana ilham kaynağı olmasındaki en önemli tarafı da resimde hayranlığını hissettiğim “izlenimleri” vizörüm aracılığı ile farklı bir şekilde anlatabilmemdir.

İnsanın varoluşundan beri hayatta kalmasını sağlayan “avlanma” içgüdüsü, güzel sanatların en genç ve en dinamik evladı olan fotograf sanatında kendisini en çok gösteren içgüdüdür. İşte bu en ilkel içgüdü ile yola çıkıp en üstün teknolojiyi kullanarak kendi sanatım ile zanaatımın sentezini sizlere sunumuyorum.

Bu projenin, 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti kapsamında gösterilmesini sağlayan Fototrek kurumuna, sadece Fotograf Geçiti’ni değil Türkiye’deki fotografın çarklarını döndüren sevgili “ağabeyim” Gültekin Çizgen’e, gittiğim her yere beni yalnız bırakmayıp gelen ve hep bana destek olup, motive eden sevgili eşim Gözdem Kulaksız’a, “fotografı alıp duvara astırtmak zorundayız” felsefesini doğdumdan beri içime işleyen, sadece bu projenin gerçekleşebilmesinde değil her daim benim fotograf serüvenimdeki en büyük danışmanım ve akıl hocam olan babam, A. Halim Kulaksız’a sonsuz teşekkür ederim.